'Casusluk' davasının ilk duruşması: İmamoğlu savunmasında neler söyledi?

    • Yazan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Okuma süresi 5 dk

Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Silivri'de başladı.

İmamoğlu, seçim kampanyalarının direktörü Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak isteniyor.

Yüz altmış sayfalık iddianamenin çok büyük bölümünde, etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen iş insanı Hüseyin Gün'e ait dijital materyaller, yazışma ve ifadeler var.

İmamoğlu, davanın siyasi olduğunu savunarak suçlamaları "absürt" ve "utanç verici" olarak nitelendirdi.

Duruşmanın ikinci gününde gazeteci Merdan Yanardağı'ın savunma yapması bekleniyor.

'Deli kuyuya bir taş atmış'

Casusluk suçlamasına ilişkin detaylı savunma yapmayacağını söyleyen İmamoğlu, kendisiyle birlikte "yüzlerce ailenin" uzun süredir baskı ve hukuksuzluk yaşadığını savundu.

İmamoğlu, kendisi, Özkan ve Yanardağ'ın casusluktan tutuklanmasının "hukukla, akılla, vicdanla açıklanamaz" olduğunu, "aklın ve ciddiyetin tamamen terk edilmesi" anlamına geldiğini söyledi.

İmamoğlu, iddianameyi ise "ibretlik bir belge" olarak tanımladı:

"Eğer Türk yargısının bir utanç belgeleri müzesi olsa, bu iddianame o duvara ilk asılan metin olurdu."

İmamoğlu "Benim muhatabım Hüseyin Gün değil" dedi ve ekledi:

"Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Bu minik akıllı kişiyi muhatap almayacağım. Ne taşıyla ne kuyusuyla ilgileniyorum."

'İstanbul'da seçimi kazanmak suç mudur?'

Savcılık makamını hedef alan İmamoğlu, "İddia makamı eliyle sahtecilik, iftira, evrak gizleme ve sahte belge düzenleme yapıldığını" savundu.

İmamoğlu, yargı süreçlerinde insanların tehdit ve baskı altında tutulduğunu savunarak, etkin pişmanlık uygulamasına da değindi.

"Türk hukuku insanları bu duruma düşürüyor" diyen İmamoğlu, "Suç yok, delil yok ama insanlara 'masumiyetini ispat et' deniyor" ifadelerini kullandı.

İstanbul'dan Antalya'ya, İzmir'den Adana ve Adıyaman'a kadar birçok şehirde benzer süreçlerin yürütüldüğünü savunan İmamoğlu, tüm operasyonların İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden koordine edildiğini öne sürdü.

Hakkındaki diğer davaları da sıralayan İmamoğlu, diploma iptali, "ahmak davası", bilirkişi davası ve makam aracı soruşturmasını hatırlattı.

İmamoğlu, iddianamenin 159'uncu sayfasında yer alan bir bölümü okuyarak savcılığın yaklaşımını eleştirdi.

İddianamede yer alan "2019 yerel seçimlerini manipüle ederek Ekrem İmamoğlu'nun seçimi kazanmasının sağlandığı" yönündeki ifadeleri hatırlatan İmamoğlu, "İstanbul'da seçimi kazanmak suç mudur sayın başkan?" diye sordu.

İmamoğlu'ndan tahliye talebi

İmamoğlu, mahkeme heyetine tahliye çağrısı yaptı.

İmamoğlu, iddianamenin temel dayanaklarından biri olarak gösterilen görüşmelerin, 2019 seçimlerinin hemen ardından yaptığı yoğun tebrik ziyaretleri kapsamında gerçekleştiğini söyledi.

"Daha seçimi kazanalı 55 gün olmuştu" diyen İmamoğlu, o dönemde gün boyunca arka arkaya toplantılar, sunumlar ve ziyaretler gerçekleştirdiğini anlattı.

"Muhtemelen herkese üç ya da beş dakikadan fazla vakit ayıramıyordum" ifadelerini kullanan İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yaptığı görüşmelerin tamamının resmi kayıtlarda bulunduğunu belirtti.

Söz konusu ziyaretlerden "suç çıkarmaya çalışıldığını" söyleyen İmamoğlu, "Bu kadar küçük bir akıl, bu kadar kötü bir zihniyet olamaz" dedi.

İmamoğlu, Özkan'ı "Türk ordusu için yetişmiş bir hukukçu ve siyaset bilimci", Yanardağ'ı ise "herkesin saygı duyduğu bir gazeteci-yazar" olarak tanımladı ve davaya eklenmelerini eleştirdi.

İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek, Necati Özkan'ın tutukluluğu uzatılsın, Merdan Yanardağ'ın kanalına çökülsün istiyorlar" dedi.

Merdan Yanardağ ile ilişkisinin son derece sınırlı olduğunu söyleyen İmamoğlu, Tele1'e konuk olduğu programlar dışında Yanardağ'la çok az görüştüğünü söyledi.

"Hatta beni tebrik ziyaretine gelip gelmediğini bile hatırlamıyorum" diyen İmamoğlu'na, duruşma salonundaki Merdan Yanardağ "Ben hatırlıyorum, gelmedim" diye yanıt verdi.

Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) seslenen İmamoğlu, "Ortada casusluk varsa tek bir belge göstersin" diyen İmamoğlu, "Kaçmıyorum, buradayım, elinizde ne varsa çıkartın ortaya" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Gün savunmasında neler söyledi?

Duruşmada ilk savunmayı yapan Hüseyin Gün, yaklaşık 10 aydır bugünü beklediğini söyledi.

Hakkındaki suçlamaların "tamamen gerçek dışı" olduğunu savunan Gün, Türkiye'de yapay zekâ yatırımı için bulunduğu sırada gözaltına alındığını ifade etti.

"Devletin gizli kalması gereken hiçbir bilgisini elde etmedim, paylaşmadım" diyen Gün, casusluk suçlamasını reddetti.

Gün, hakkında somut delil bulunmadığını savundu.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet adına yurtdışında görev yaptığını ileri süren Gün, eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından kendisine yetki verildiğini iddia etti.

İngiliz Parlamentosu'nun üst kanadı olan Lordlar Kamarası'nın kapılarının Türkiye'ye açılmasında büyük rol oynadığını savundu.

Fethullah Gülen yapılanması ile mücadele kapsamında çeşitli çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Gün, bu faaliyetlere ilişkin belgeleri avukatı Selahattin Ceylan aracılığıyla mahkemeye sundu.

Gün, "Katkılarımı devletim bilmektedir" ifadesini kullandı.

Ekrem İmamoğlu ile yalnızca bir kez karşılaştığını ifade eden Gün, Necati Özkan'la yaptığı görüşmenin ise seçim döneminde hazırladığı bir sosyal medya analiz sunumundan ibaret olduğunu söyledi.

"2019 seçimlerinin iptal edilmesinden sonra ücretsiz sosyal medya analizi yaptırdım. Açık kaynak verilerine dayanan bir çalışmanın casusluk gibi gösterilmesi akıl dışı" diyen Gün, Özkan'la herhangi bir ticari anlaşma yapılmadığını kaydetti.

'Tanıdığım Merdan Yanardağ talimatla yazı yazacak biri değildir'

İBB verilerinin yasa dışı şekilde ele geçirildiği yönündeki suçlamaları da reddeden Gün, mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi raporunda veri sızıntısının 2019 seçimlerinden önce gerçekleştiğinin ortaya konduğunu söyledi.

Hakkında ihbarda bulunan kişinin kendisine husumet beslediğini ve bu nedenle asılsız suçlamalarda bulunduğunu savundu.

Fethullah Gülen yapılanmasıyla bağlantısı olduğu iddialarına da yanıt veren Hüseyin Gün, örgütün üst düzey isimlerinden olduğu öne sürülen kişiyle yalnızca bir kez görüştüğünü söyledi. Gün, "Maddi yardım istedi, kabul etmedim" dedi.

2014 yılında Twitter'da "Fuat Avni" isimli hesabı yöneten ekiple ilgili bir çalışma yaptığını da anlatan Gün, hazırladığı raporun akıbetini bilmediğini ifade etti.

Merdan Yanardağ'a yaptığı bağışın sorulması üzerine ise Gün, "Yaptığım bağışla elektrik faturasını ödeyemez. Bir gazeteciye bağış yapmak nasıl casusluk olabilir?" diye konuştu.

Yanardağ'la yazışmaları üzerinden yönlendirme yaptığı iddiasına ilişkin de Gün, "Tanıdığım Merdan Yanardağ talimatla yazı yazacak biri değildir. Tele1 izleyicisi olarak fikirlerimi ilettim" dedi.

İmamoğlu soruşturmayla ilgili savunmasında Gün'ü tanımadığını, bir arada görüldükleri fotoğrafın rutin tebrik fotoğraflarından biri olduğunu söylemişti.

İmamoğlu, Gün ile Necati Özkan arasındaki temasın da 15 gün ile sınırlı olduğunu ve bu sürenin bir seçimi yönlendirmek için yeterli olmayacağını belirtmişti.

Necati Özkan İBB davasındaki ifadesinde Gün ile ilişkisine değinmişti. Gün'ün kendisine attığı bir geçmiş olsun mesajında, "Sizinle çok tanışamasak da" cümlesini kullandığına atıfla "Herhangi bir hukukçu, sadece bu mesaja baksa hiçbir ilişkim olmadığını anlar" demişti.

Gazeteci Merdan Yanardağ hakkında "İmamoğlu lehine algı çalışması yapılması için basın ayağını oluşturduğu" suçlaması yöneltiliyor.

Merdan Yanardağ da suçlamaları reddetti.

İddianamede neler var?

İddianamede Hüseyin Gün'ün telefonundan elde edilen yazışmalar "casusluk" faaliyetinin ana delili olarak sunuldu.

İddianamede Gün İngiliz, ABD ve İsrail gizli servislerinin üst düzey isimleriyle temasta olmakla suçlandı.

Savcılık, İBB'ye ait, ve vatandaşların kişisel verileri gibi hassas bilgilerin bir veri tabanına aktararak dış istihbarat servislerine sunulduğunu iddia etti.

Savcılık, Gün'ün İmamoğlu'nun kampanya direktörü Necati Özkan ile iletişimde olduğunu ve bu şekilde elde edilen analizleri Özkan'a ilettiğini savundu.

Ayrıca, 2019 yerel seçimlerinde "algı oluşturmak suretiyle seçimin şüpheli Ekrem İmamoğlu lehine manipüle edildiği" iddia edildi.

İddianamede ayrıca "hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan Hüseyin Gün'ün hesaplarından 85 milyon TL para çekildiğinin" MASAK raporunca tespit edildiği belirtildi.

Türk Ceza Kanunu'nun 328. Maddesi ile düzenlenen siyasi casusluk "devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla temin etmek" olarak tanımlanıyor.