Trump'ın tarihi Çin ziyaretinde hangi konular görüşülecek?

    • Yazan, Osmond Chia
    • Unvan, Ekonomi Muhabiri
  • Okuma süresi 5 dk

Pekin, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hafta Şi Jinping ile görüşmek üzere Çin'e gideceğini doğruladı.

13-15 Mayıs tarihlerindeki zirve, bir ABD başkanının neredeyse on yıl aradan sonra Çin'e ilk ziyareti olacak ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkiler açısından kritik bir dönemde gerçekleşecek.

Boeing, Citigroup ve Qualcomm dahil olmak üzere Amerika'nın en büyük şirketlerinden bazılarının yöneticilerinin Trump'a eşlik etmesi ve Çinli firmalarla anlaşmalar yapması bekleniyor.

Bu ziyaret aynı zamanda Washington ile Pekin arasındaki kırılgan ticaret ateşkesi için de önemli bir sınav olacak.

Trump, Nisan 2025'te birçok ülkeye kapsamlı gümrük vergileri getirmişti.

Bu politikanın en önemli sonuçlarından biri, ABD ile Çin arasında karşılıklı gümrük vergilerinin %100'ü aştığı bir ticaret savaşının başlaması oldu.

Bu vergiler, Trump ile Şi'nin Ekim ayında Güney Kore'de gerçekleştirdiği son yüz yüze görüşmenin ardından askıya alındı.

Ancak her iki taraftan tehditler sürmeye devam etti.

Peki, bu kadar çok şeyin risk altında olduğu bir noktaya nasıl gelindi?

Ticaret savaşı nasıl başladı?

Trump 2016 seçimlerini ABD için ticareti daha adil hale getirme ve ülkede üretimle istihdamı artırma vaadiyle kazandı.

2018'de Çin'den yapılan 250 milyar dolar tutarındaki ithalata gümrük vergileri açıkladı.

Birçok analistin ticaret savaşının başlangıcı olarak gördüğü an buydu.

Aynı yıl, Trump ABD'yi istismar ettiklerini söylediği Meksika, Kanada ve Avrupa ülkeleri dahil diğer ticaret ortaklarına da vergiler getirdi.

Georgetown Üniversitesi'nden politika araştırmacısı Ning Leng, bu kapsamlı önlemlerin özellikle Çin için şoke edici olduğunu söylüyor.

Leng bunu "Trump ile ilk kez ciddi şekilde karşı karşıya gelmeleri" olarak değerlendiriyor ve "muhtemelen bunu gerçekten uygulayacağını beklemiyorlardı" diyor.

O dönemde Çin, ABD ile ticarete çok daha bağımlıydı.

ABD, Çin'de üretilen malların başlıca ithalatçısıydı ve Trump'ın gümrük vergileri nedeniyle Amerikalı alıcıların uzaklaşması Çinli işçiler için risk oluşturuyordu.

Bu gerilim yetersiz iç tüketim, yüksek işsizlik ve uzun süredir devam eden emlak krizi gibi Çin ekonomisini yıllardır etkileyen sorunlara eklendi.

ABD'ye yapılan ihracat Çin'de istihdam için bir can simidiydi, ancak Trump ile bu durum risk altına girmişti.

Leng "Bir ülkenin, ticaret fazlası verdiği başka bir ülkeyle ticaret savaşına dayanması daha zordur" diyor.

Joe Biden 2021'de Trump'ın yerine geçtiğinde Pekin üzerindeki baskıyı sürdürdü.

Leng'e göre, Biden yönetimi ABD'nin teknoloji gibi sektörlerde rakibinin büyümesini sınırlaması gerektiği görüşünü paylaşarak Trump'ın Çin'e yönelik gümrük vergilerini kaldırmadı.

Biden ayrıca, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle ABD'den fiilen çıkarılan teknoloji devi Huawei gibi Çinli şirketlere kısıtlamalar getirdi.

Ayrıca TikTok'u incelemeye aldı ve sonunda ABD operasyonu Çin merkezli ana şirketinden ayrılmak zorunda kaldı.

Biden'ın uyguladığı yüksek vergiler nedeniyle Çin'de üretilen elektrikli araçlar da fiilen ABD pazarına giremez hale geldi.

Hong Kong Üniversitesi'nden ekonomist Tang Heiwai, "Genelde Trump'ın Çin'e karşı sert olduğunu düşünürüz, ancak Biden'ın Trump'tan bile daha korumacı olduğunu savunmak mümkün" dedi.

Trump'ın ikinci başkanlık dönemi

Trump, 2025'te yeniden göreve dönmesinin ardından gümrük vergilerini daha da artırdı.

Çin'in ABD'ye fentanil adlı uyuşturucunun girişine izin verdiğini öne sürerek %20'lik vergiler uyguladı.

Trump Çin mallarına %34 vergi getirdi ve böylece Çin'e uygulanan toplam vergiler birçok ülkeyi geçti.

Bu vergiler Çinli işletmeleri sarstı, malların depolarda birikmesine yol açtı ve ABD'li şirketleri alternatif tedarik kaynakları aramaya itti.

Pekin de hızla karşılık verdi ve ABD tarım ürünlerine vergi uyguladı; bu da Trump'ın önemli seçmen tabanlarından biri olan çiftçileri etkiledi.

Ancak Trump, akıllı telefonlardan savaş uçaklarına kadar birçok ürünün üretimi için hayati önemde olan nadir toprak elementleri konusunda Çin'in neredeyse tekel konumunda olduğunu hesaba katmamış görünüyordu.

Trump, diğer ülkeleri ABD lehine anlaşmalar yapmaya zorlamak için gümrük vergilerini kullanmıştı.

Ancak Çin'in hammaddelerine bağımlı kilit işletmeleri riske atamazdı.

Artık pazarlık zamanıydı.

Ekim ayında Trump ile Şi arasında yapılan görüşme, Pekin'in bu ihracat kısıtlamalarını askıya almasıyla sonuçlandı ve bu Trump için bir kazanım oldu.

Trump ayrıca Çin'in ABD'den tarım ürünleri ithalatı yasağını kaldırdığını da duyurdu. Bu ürünlerin Çin'e satışı, ABD ekonomisi için son derece önemliydi.

Bunun karşılığında Washington, fentanil üretiminde kullanılan maddelerin akışı nedeniyle uyguladığı bazı vergileri kaldırdı.

Karşılıklı vergilerde planlanan artışlar da durduruldu ve görüşmeden sonraki haftalarda Çin'e ileri düzey yarı iletken satışına getirilen bazı kısıtlamalar kaldırıldı; ancak bu en gelişmiş çipleri kapsamıyordu.

Bu sefer gündemde ne var?

Geçen yıl gümrük vergileri konusunda bir ateşkes sağlanmış olsa da, anlaşmazlığa kalıcı bir çözüm henüz bulunamadı.

Tang'a göre, Çin'in üretime yaptığı büyük yatırım, iç talebin zayıf kalması nedeniyle şirketlerini yurt dışına satış yapmaya zorunlu kılıyor.

Tang, "ABD'ye ihtiyacı olacak. Tüketici pazarı olarak onun kadar büyük başka bir ülke yok" diyor.

Bununla birlikte Pekin bu görüşmeye güçlü bir konumdan giriyor.

Çin'in ihracatı rekor seviyelere ulaştı; bu da ABD ile bağları zayıflarken dünya genelinde yeni ticaret ortakları bulunmasının bir sonucu.

Pekin ayrıca robotik alanına yoğun yatırımlar yapmayı sürdürdü ve Nvidia gibi Batılı firmalara bağımlılığı azaltmak için kendi gelişmiş çiplerini üretme çabalarını hızlandırdı.

Trump yönetiminin ise Pekin'i soya fasulyesi ve uçak parçaları dahil ABD'nin kilit sektörlerinden daha fazla ürün almaya zorlaması bekleniyor.

Ancak ziyaret, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'ın "Kurtuluş Günü" olarak adlandırdığı gün ilan ettiği tarifelerini iptal etmesinin ardından Trump'ın ticaret politikalarının darbe aldığı bir döneme denk geliyor.

Trump, bu süreçte tüm ülkelere geçici yüzde 10 vergi uygulamak için farklı bir yasaya başvurdu ve Çin ile diğer ülkeler hakkında haksız ticaret uygulamaları soruşturması başlattı.

Geçen hafta da bir ABD ticaret mahkemesi, son küresel tarifelerin gerekçesiz olduğuna hükmetti; bu durum ileride yeni hukuki itirazlara yol açabilir.

İran meselesi ne olacak?

Trump-Şi görüşmesinde İran savaşının önemli bir yer tutacağına şüphe yok.

Geniş petrol rezervleri ve çeşitlendirilmiş enerji kaynakları sayesinde Çin, savaşın etkilerini şu ana kadar komşularının çoğundan daha iyi karşılamış görünüyor.

Çin önemli bir petrol üreticisi ve ithal ettiği petrolün büyük kısmını da Rusya'dan sağlıyor.

Bu faktörler, Pekin'in İran'ın en büyük petrol alıcısı olmasına rağmen çatışmanın etkisini sınırlamasına yardımcı oldu.

Buna rağmen savaş uzadıkça Çin ekonomisinin de zorlandığına dair işaretler var: Üst düzey yetkililer enerji güvenliği ve tedarik zincirlerini korumak için güçlü önlemler alınacağını vurguluyor.

Dolayısıyla hem Pekin hem de Washington çatışmanın sona erdirilmesine istekli olabilir.

Ancak İran konusundaki görüş ayrılıkları büyük ve dünyanın gözü, bu farklılıkların aşılıp aşılamayacağı üzerinde olacak.