İsrail ve Lübnan arasında 10 günlük ateşkes

    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Okuma süresi 5 dk

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Lübnan arasında 10 günlük bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu.

Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile görüştükten sonra anlaşmayı açıkladı.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını duyururken İsrail'den henüz resmi bir açıklama gelmedi.

Ateşkesi sosyal medya hesabından duyuran Trump, Hizbullah'ı anmadan "Bu iki lider, ülkeleri arasında BARIŞ'ı sağlamak için 10 günlük bir ATEŞKES'e resmen başlayacakları konusunda anlaştılar" dedi.

Trump, Netanyahu ve Aoun'u barış görüşmeleri için Beyaz Saray'a davet ettiğini de söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkese dair şu bilgileri paylaştı:

  • Bu ateşkes İsrail hükümeti tarafından "bir iyi niyet göstergesi" olarak nitelendiriliyor.
  • Müzakerelerde ilerleme olursa ateşkes uzatılabilir.
  • İsrail bir saldırı durumunda kendisini savunmak için gerekli adımları atabilir.
  • Ateşkes devreye girince Lübnan hükümeti Hizbullah ve diğer silahlı örgütleri engellemek için anlamlı adımlar atacak.
  • İki ülkenin hükümeti de ABD'den, aralarındaki çözülmemiş diğer sorunların da çözümü için arabuluculuk yapmaya devam etmesini talep etti.

BBC'nin Kudüs'teki muhabiri Nick Beake, Hizbullah'ın Lübnan devletinin kontrolü altında olmadığını hatırlatıyor ve örgütün buna tepkisini takip etmek gerekeceğine dikkat çekiyor.

Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan'da Hizbullah'tan gelen ilk tepkiler de ateşkese uyacakları yönünde" diyor.

Fakat örgüt, bu ateşkesin İsrail ordusuna Lübnan'da seyahat serbestisi vermemesi gerektiği uyarısında bulundu.

İsrailli askeri kaynaklar ise Lübnan'ın güneyindeki binlerce askeri geri çekme planları olmadığını duyurdu.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırarak ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'i öldürmesinin ardından Hizbullah İsrail'e roketli saldırılar düzenlemiş, bunun üzerine İsrail de 2 Mart'ta Lübnan'a bir askeri harekat başlatmıştı.

Liderler doğrudan telefonda görüşmedi

16 Nisan'da Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun telefonda konuşacağına dair haberler çıkmış ancak ilerleyen saatlerde BBC'nin Beyrut'taki muhabiri Carine Torbey'e konuşan bir Lübnanlı yetkili, iki lider arasında bir telefon görüşmesi yapılmayacağını söylemişti.

Bu yetkili Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un bu kararını ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya ilettiğini söyledi.

Ateşkes açıklaması ise bundan yaklaşık iki saat sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapıldı.

BBC muhabiri Torbey de, "İsrail'in Lübnan'ın güneyinde saldırıları devam ederken Netanyahu ile konuşmak, Aoun'un hem Hizbullah'la hem de Lübnan toplumunun büyük bir kesimiyle ilişkilerini daha da kötüleştirebilirdi" yorumunu yaptı.

İsrail'in 1948'de kurulmasından bu yana Lübnan ile hiçbir diplomatik ilişkisi olmadı.

Lübnan ve İsrail, otuz yılı aşkın bir süre sonra ilk diplomatik görüşmesini büyükelçiler düzeyinde 14 Nisan'da Washington'da gerçekleştirdi.

Ardından tarafların "doğrudan müzakerelere başlama" kararı aldıkları duyurulmuştu.

Karşılıklı saldırılarsa sürüyor.

İsrail Lübnan'ın güneyinde hava saldırılarını sürdürürken, Hizbullah da İsrail'e roket attığını açıkladı.

Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi Reuters haber ajansına Lübnan'ın güneyini ülkenin geri kalanı ile bağlayan son köprünün de İsrail saldırılarında yıkıldığını söyledi.

14 Nisan'daki tarihi görüşme

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, iki ülkenin Washington büyükelçileri ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun katıldığı 14 Nisan'daki görüşmeyi "tarihi" olarak niteledi.

Pigott, ABD'nin arabuluculuğunda uzun vadeli bir barış anlaşmasına varılmasını umut ettiklerini belirtti.

Görüşmede taraflar, Lübnan'da İran'ın desteklediği Hizbullah'ın etkisinin zayıflatılması için birlikte çalışmak üzerine anlaştı.

İsrail'in "tüm devlet dışı terör örgütlerinin" tasfiye edilmesi için Lübnan'la birlikte çalışmayı kabul ettiği, ancak ülkedeki saldırılarını durdurma konusunda açık bir taahhütte bulunmadığı aktarıldı.

İki taraf arasında 1993 yılından bu yana yapılan ilk doğrudan görüşmede Lübnan'ı büyükelçi Nada Hamadeh Moawad, İsrail'i de büyükelçi Yechiel Leiter temsil etti.

Görüşme öncesinde aralarında İngiltere, Fransa, İspanya ve Yunanistan'ın da yer aldığı 17 ülke, İsrail ve Lübnan'ın bu görüşmeleri kalıcı bir barışa çevirmesi çağrısı yaptı.

Hizbullah ise bu görüşmelere karşı çıktığını, sonuçlarını da tanımayacağını açıkladı.

Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan barış istiyor ama önce Hizbullah'ın ikna edilmesi lazım" diyor ve ekliyor:

"Lübnanlı yetkililerin müzakerede teklif edebileceği çok az şey var çünkü Lübnan devleti çatışmanın bir parçası değil ve Hizbullah üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yok."

Bir milyondan fazla kişi evinden oldu

28 Şubat'tan bu yana İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle, Lübnan'da 1,2 milyon kişi; Hizbullah'ın saldırıları nedeniyle de İsrail'in kuzeyinde on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Lübnan'da Hizbullah'ı hedef aldıklarını savunsa da yerleşim merkezlerine yapılan saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti.

Çatışmalar başladığından beri Lübnan'da 2.000'den fazla kişinin, İsrail'de ise iki sivil ve 12 askerin hayatını kaybettiği açıklandı.

İran da ABD ile vardıkları ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını söyleyerek İsrail'in saldırılarının ateşkes ihlali olduğunu belirtti.

Hizbullah nedir?

Hizbullah, Lübnan'da faaliyet gösteren, İran tarafından desteklenen, Şii İslamcı bir siyasi parti ve silahlı örgüt.

Adı "Allah'ın Partisi" anlamına geliyor ve dünyanın en ağır silahlara sahip devlet dışı askeri güçlerinden biri olarak görülüyor.

1992'de Hasan Nasrallah örgütün lideri oldu ve suikasta uğradığı 27 Eylül 2024'e kadar bu görevde kaldı.

İdeolojik kökleri 1960'lar ve 1970'lerde Lübnan'da yaşanan Şii İslami uyanışa uzansa da Hizbullah, 1980'li yılların başında ortaya çıktı.

Grup, İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında, İran'ın askeri ve mali desteğiyle, Lübnan'ın güneyinde yaşayan ve geleneksel olarak güçsüz bırakılmış Şii toplumunu savunmak amacını taşıyan bir güç olarak doğdu.

İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinin ardından Hizbullah, silahları bırakma yönündeki baskılara direndi ve askeri kanadı İslami Direniş'i güçlendirmeye devam etti.

Grup ayrıca, meclisteki Direnişe Sadakat Bloku üzerinden adım adım Lübnan'ın politik sisteminde ağırlığı olan kilit bir güce dönüştü ve kabinede veto gücü kazandı.

Bazı açılardan Hizbullah'ın askeri kapasitesi Lübnan ordusunun da üstüne çıkmış durumda.