İsrail-Lübnan müzakereleri: İsrailli Büyükelçi 'denklemin aynı tarafında olduğumuzu gördük' dedi

Derme çatma çadırların arkasında görülen birkaç kişi

Kaynak, Houssam Shbaro/Anadolu / Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Lübnan'da çatışmalar nedeniyle evlerinden edilen kişiler yol kenarlarındaki derme çatma çadırlarda kalıyor
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Okuma süresi 3 dk

İsrail ve Lübnan'ın bugün ABD'de ateşkes müzakerelerine başlaması bekleniyor. Çatışmalar nedeniyle Lübnan'da 1,2 milyon kişi, İsrail'in kuzeyinde ise on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

28 Şubat'ta İran'a hava saldırılarına başlayan İsrail, Mart boyunca Lübnan'a da saldırılar düzenledi. Başbakan Binyamin Netanyahu bunları Hizbullah hedeflerine yaptıklarını söylese de saldırılarda çok sayıda sivil de hayatını kaybetti.

Çatışmalar başladığından beri Lübnan'da 2 bin 55 kişinin, İsrail'de ise iki sivil ve 12 askerin hayatını kaybettiği açıklandı.

İran da ABD ile vardıkları ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını söyleyerek İsrail'in saldırılarının ateşkes ihlali olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerin ardından ABD'nin arabuluculuğu sonucu İsrailli ve Lübnanlı yetkililer ABD'nin başkenti Washington'da bir araya geldi.

Görüşmenin ardından İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, üç ülkenin temsilcilerinin "denklemin aynı tarafında olduklarını keşfettiklerini" söyledi ve "Bu görüşmelerden alabileceğimiz en olumlu şeydi" dedi.

Büyükelçi "İkimiz de Lübnan'ı İran'ın hakimiyetindeki Hizbullah adlı işgalci güçten kurtarma konusunda hemfikiriz" diye de ekledi.

Leiter, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan'ın ABD Büyükelçisi Nada Hamadeh ile yaptığı görüşmeyi konusunda şunları söyledi;

"Birçok şeyden bahsettik, en önemlisi de uzun vadeli vizyonumuzdan. Ülkelerimiz arasında net bir sınırın olacağı ve birbirimizin topraklarına girmemizin tek nedeninin iş görüşmeleri için takım elbise giymek veya tatile gitmek için mayo giymek olacağı bir vizyondan."

Leiter ayrıca, Hizbullah'ın "her zamankinden daha zayıf" olduğunu belirtti ve örgütün "kötü niyetli" tehdidinden "kurtarmaya" devam edeceklerini söyledi.

Toplantıyla ilgili olarak henüz ABD ya da Lübnan'dan bir açıklama gelmedi.

Reuters'ın aktardığına göre 1993'ten beri iki ülke arasında böyle bir görüşme yapılmamıştı.

İsrail ve Lübnan arasında diplomatik ilişki bulunmuyor. Bu yüzden 14 Nisan TSİ 18:00'de Washington'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arabuluculuğunda başlayan görüşmede iki ülkeyi Washington büyükelçileri temsil etti.

Görüşme öncesinde aralarında İngiltere, Fransa, İspanya ve Yunanistan'ın da yer aldığı 17 ülke, İsrail ve Lübnan'ın bu görüşmeleri bir fırsat olarak kullanarak kalıcı bir barışa giden yolda ilerlemesi gerektiğini belirtti.

Dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada "Lübnan halkı ve yetkilileriyle tam dayanışma gösteriyoruz" ifadeleri yer aldı.

Hizbullah ise bu görüşmelere karşı çıktığını, sonuçlarını da tanımayacağını açıkladı ve binlerce destekçisiyle Beyrut merkezinde bir protesto örgütledi.

Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan barış istiyor ama önce Hizbullah'ın ikna edilmesi lazım" diyor ve ekliyor:

"Lübnanlı yetkililerin müzakerede teklif edebileceği çok az şey var çünkü Lübnan devleti çatışmanın bir parçası değil ve Hizbullah üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yok."

Hizbullah nedir?

Hizbullah, Lübnan'da faaliyet gösteren, İran tarafından desteklenen, Şii İslamcı bir siyasi parti ve silahlı örgüt.

Adı "Allah'ın Partisi" anlamına geliyor ve dünyanın en ağır silahlara sahip devlet dışı askeri güçlerinden biri olarak görülüyor.

1992'de Hasan Nasrallah örgütün lideri oldu ve suikasta uğradığı 27 Eylül 2024'e kadar bu görevde kaldı.

İdeolojik kökleri 1960'lar ve 1970'lerde Lübnan'da yaşanan Şii İslami uyanışa uzansa da Hizbullah, 1980'li yılların başında ortaya çıktı.

Grup, İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında, İran'ın askeri ve mali desteğiyle, Lübnan'ın güneyinde yaşayan ve geleneksel olarak güçsüz bırakılmış Şii toplumunu savunmak amacını taşıyan bir güç olarak doğdu.

İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinin ardından Hizbullah, silahları bırakma yönündeki baskılara direndi ve askeri kanadı İslami Direniş'i güçlendirmeye devam etti.

Grup ayrıca, meclisteki Direnişe Sadakat Bloku üzerinden adım adım Lübnan'ın politik sisteminde ağırlığı olan kilit bir güce dönüştü ve kabinede veto gücü kazandı.

Bazı açılardan Hizbullah'ın askeri kapasitesi Lübnan ordusunun da üstüne çıkmış durumda.