Maldivler'de beş İtalyan dalgıcın cesetleri günler sonra bulundu: 'Neden öldüler?' sorusuna yanıt aranıyor

    • Yazan, Övgü Pınar
    • Unvan, Roma
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 3 dk

Maldivler'de geçen hafta bir dalış sırasında hayatını kaybeden beş İtalya vatandaşından ikisinin cansız bedenleri su altındaki bir mağarada bulunarak yüzeye çıkarıldı.

14 Mayıs Perşembe günü Maldivler'in başkenti Male'den sürat teknesiyle yaklaşık bir saat uzaklıktaki Vaavu Atolü (mercan adaları kompleksi) bölgesine dalış yapan İtalyan grup uzun süre yüzeye çıkmayınca alarm verilmişti.

Kayıp dalgıçlardan, Maldivler'de dalış eğitmenliği yapan Gianluca Benedetti'nin cesedi aynı gün sualtı mağaralarından birinde bulunmuştu.

Diğer dört kişiyi arama çalışmaları, ilk aşamada hava koşulları ve su altındaki mağaraların derinliği ve karmaşık yapısı nedeniyle güçlükle ilerledi.

Cumartesi günü arama çalışmalarına katılan Maldivler silahlı kuvvetleri dalgıçlarından Muhammed Mahadi de dalış sırasında hayatını kaybetti.

Ölü sayısı Mahadi ile birlikte altıya çıktı.

Pazartesi günü, uluslararası dalış kuruluşu Divers Alert Network Europe (Dalgıç Uyarı Ağı - DAN Europe) tarafından gönderilen Finlandiyalı üç dalgıçtan oluşan bir ekibin de katıldığı operasyonda, kayıp dört dalgıcın cesetleri tespit edildi.

Monica Montefalcone ve Federico Gualtieri'nin cansız bedenleri salı günü denizden çıkarıldı.

İtalya basınında yer alan bilgilere göre hayatlarını kaybeden İtalyanlar, uzman dalgıçlardı. 51 yaşındaki Monica Montefalcone, Cenova Üniversitesi'nde görevli bir deniz biyoloğu ve tecrübeli bir dalgıçtı.

Hayatlarını kaybeden dalış ekibinde Montefalcone'nin kızı 23 yaşındaki Giorgia Sommacal da vardı.

Montefalcone'nin kocası Carlo Sommacal, İtalyan medyasına verdiği röportajlarda karısının asla kızını veya başkalarını riske atmayacağını söyledi.

Eşini "dünyanın en iyi dalgıçlarından biri" olarak tanımlayan Sommacal, yaklaşık 5.000 dalış yaptığını ve "asla pervasız" olmadığını savundu.

Hayatını kaybeden 31 yaşındaki Federico Gualtieri ise Montefalcone'nin yeni mezun olmuş bir öğrencisiydi.

'Cesetler biraradaydı'

Dalgıçların ölüm nedeninin belirlenmesi için cesetler üzerinde otopsi yapılması ve ekipmanlarının olası ipuçları için analiz edilmesi bekleniyor.

Soruşturma görevlileri ayrıca, ölen beş kişinin dalış için yola çıktığı Duke of York isimli yatta bulunan diğer 20 İtalyan vatandaşının ifadesine de başvuracak.

Maldivler hükümeti sözcüsü Muhammed Hüseyin Şerif, bu sabah İtalyan haber kanalı Rainews24'e yaptığı açıklamada, "Cesetler bulunduklarında mağaranın üçüncü ve son bölümünde biraradaydı" dedi.

DAN Europe'tan kanala yapılan açıklamada da "Gerçekten de karmaşık bir dalış. Mağaranın içinde derinlik daha da düşüyor ve bloke alanlar, karanlık ve düşük görüş gibi faktörler operasyonları daha da zorlaştırıyor" denildi.

Maldivli deneyimli dalgıç Shafraz Naeem ise Devana Kandu mağara sistemine 30'dan fazla kez dalmış bir isimdi.

Naeem yaptığı açıklamada, "Bu derinliklerde basınçlı hava ile dalış yapmak inanılmaz derecede tehlikeli. Teorik olarak oksijen zehirlenmesi 55 metrede ortaya çıkmaya başlıyor" ifadelerini kullandı.

Ancak kurbanlardan biri olan Muriel Oddenino'nun eski dalış eğitmeni Riccardo Gambacorta, dalgıçlarıon oksijen zehirlenmesi nedeniyle öldüğüne inanmadığını söyledi.

"Kişisel görüşüm, su altında beklenmedik bir olay meydana gelmiş olabileceği yönünde" dedi.

'İzinleri var mıydı?' tartışması

İtalyan grubun bu tehlikeli dalışı neden yaptığı, gerekli izin ve önlemlerin alınıp alınmadığı tartışılıyor.

Ekibin, iklim değişikliğinin tropikal biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini araştırdığı belirtiliyor.

Öte yandan Cenova Üniversitesi gruba 50-60 metre derinlikte dalışlara izin vermediğini açıkladı.

Ancak grubun hayatını kaybettiği dalışta bu derinlikteki mağaralara girmeyi hedefleyip hedeflemediği henüz bilinmiyor.

Ayrıca basında, sözkonusu mağaraların girişinin 47 metre derinde olduğu ancak bazı bölümlerde derinliğin 60 metreye düştüğü bilgisi de yer aldı.

Dalış grubunun liderlerinden Monica Montefalcone'nin eşi Carlo Sommacal ise Ansa ajansına yaptığı açıklamada, eşinin son derece deneyimli ve tedbirli bir uzman olduğunu vurguladı ve "Eğer riskli bir dalış olsaydı insanları oraya götürmezdi" dedi.