Aynı dövmeye sahip iş arkadaşının kardeşi olduğunu öğrendi

    • Yazan, BBC Dünya Servisi
  • Okuma süresi 5 dk

Julia Tinetti ve Cassandra Madison'ın pek çok ortak noktası vardı ve aynı barda çalışırken tanışmalarından kısa süre sonra yakın arkadaş oldular. O sırada aralarında kan bağı olduğunu ikisi de bilmiyordu.

Tinetti ve Madison, 1990'lı yıllarda ABD'nin Connecticut eyaletinde büyüdü. Çocukluklarında birbirlerini tanımasalar da yalnızca yaklaşık 15 dakika mesafe arayla yaşıyorlardı ve ikisi de evlat edinilmişti.

Madison, küçük bir kızken her zaman biyolojik annesini merak ediyor ve bir gün onunla tanışmayı arzuluyordu. Gülüşünü ya da gözlerini ondan alıp almadığını merak ediyordu. Biyolojik ailesinin Karayipler'deki Dominik Cumhuriyeti'nden geldiğini biliyordu.

"Beni evlatlık vermeye karar verdiler çünkü çok, çok, çok, çok fakirdiler ve beni yanlarında tutmaya güçleri yetmedi" diyor Madison.

Madison gençliğinde biyolojik ailesini bulmaya çalıştı, ancak doğum belgesi yoktu ve tüm çabaları sonuçsuz kaldı.

19 yaşındayken Madison, kökenini hatırlatması için koluna Dominik Cumhuriyeti bayrağını dövme yaptırdı. "Dominikli olmak benim için çok büyük bir gurur" diyor.

Beş yıl sonra Madison bir barda garson olarak çalışmaya başladı. Orada, Madison'ın kolundaki bayrak dövmesini fark eden iş arkadaşı Tinetti ile tanıştı.

Şaşırtıcı olan ise Tinetti'nin de bir Dominik Cumhuriyeti bayrağı dövmesine sahip olmasıydı ama onunki sırtındaydı. Dövmesini 22 yaşındayken, kendisinin de doğduğu yeri hatırlatması için yaptırmaya karar vermişti.

Tinetti ve Madison kısa süre sonra birbirlerine evlat edinildiklerini anlattılar.

"Şuna benzer bir şey söyledim: 'Evet, ben oradan evlat edinildim'. "Ve [o da] 'Dur bir dakika, çünkü ben de oradan evlat edinildim' dedi. Bunu duyunca kalakaldım."

Tinetti, "İnsanlara, 'Sizce birbirimize benziyor muyuz?' diye sormaya başladık. Onlar da, 'Evet, benziyorsunuz' diyorlardı" diye anlatıyor.

Çok geçmeden, Madison ve Tinetti insanlara şaka yollu kız kardeş olduklarını söylemeye başladı. Madison hatta, daha da benzemeleri için aynı kıyafetleri giymeyi bile önerdi.

Amaçları başta eğlenmekti ancak bir noktada akıllarından akraba olabilecekleri geçti. Evlat edinme belgelerini karşılaştırmaya karar verdiler ama bu belgelerde onların kız kardeş olduklarına işaret eden hiçbir şey yoktu. Belgelerde farklı yerlerde doğdukları ve biyolojik annelerinin farklı soyadlarına sahip olduğu yazıyordu.

Bir süre sonra ikisi de yeni işlere girdi ve yolları ayrıldı. Tinetti Connecticut'ta kalırken, Madison Virginia eyaletine taşındı. İletişimde kaldılar, ancak mesafe eskisi kadar yakın olmalarını engelledi.

Aradan yıllar geçtikten sonra Madison, Noel hediyesi olarak bir genetik test kiti aldı. Bunun sayesinde bir kuzenine ulaştı. Kuzeni ona biyolojik annesinin 2015 yılında hayatını kaybettiğini söyledi. Bu haber onu yıktı ancak kuzeni, biyolojik babası da dahil ailesinin birçok üyesiyle tanışmasına yardımcı oldu.

Madison'ın kuzeni ebeveynlerinin o bebekken çok zor bir dönemden geçtiğini anlattı.

Madison, biyolojik babası Adriano Luna Collado ile telefonda konuştu ve böyece evlatlık verildiği sırada ailenin yaşadığı zorlukların bir kısmını öğrendi. Collado, ailenin o dönem toprak zeminde yatacak kadar yoksul olduğunu söyledi.

Madison'ın annesi ona hamileyken, ağabeyi de çok ağır bir şekilde hastaydı ve babası, ailenin tek çıkış yolunun Madison'ı evlatlık vermek olduğuna karar verdi.

Çok geçmeden Madison, Dominik Cumhuriyeti'ne gitme planları yapmaya başladı. Tüm biyolojik ailesi onu havaalanında bekliyordu. Hepsi üzerinde Madison'ın yüzünün olduğu tişörtler giymişti. Madison babasının kollarına koştu, sarıldılar ve ağladılar.

Yolculuk harika geçti ama Madison'ın eve dönüşü beklenmedik bir gelişmeyi beraberinde getirdi. Molly adlı bir kadın onunla temasa geçti. Molly, çocukluklarında Tinetti'nin en yakın arkadaşıydı. Aileleri, çocuklarını evlat edinmek için ABD'den Dominik Cumhuriyeti'ne birlikte seyahat etmişti.

Molly, doğum belgelerinde annelerinin aynı ismi taşıması nedeniyle kendisinin Madison'ın biyolojik kız kardeşi olduğuna inanıyordu. Ancak DNA testleri kız kardeş olmadıklarını yalnızca uzak akrabalar olduklarını ortaya koydu ve doğum belgesindeki ismin yanlış olduğu anlaşıldı.

Buna rağmen Molly'nin, Madison'ın biyolojik annesine ait bir fotoğrafı vardı ve Molly, bu kadının Tinetti'ye tıpatıp benzediğini söylüyordu. Bu nedenle, gerçekte kız kardeş olanların Madison ve Tinetti olduğunda ısrar etti.

Madison, biyolojik babasını görüntülü arayarak, başka bir bebeği daha evlatlık verip vermediklerini sordu.

"Tadı kaçtı" diyor Madison. "Ve 'Evet, verdim,' dedi. Ben de 'Aman Tanrım. Bunu bana hiç söylemedin' dedim."

Bu yeni bilgiyle birlikte Madison, kaybedecek zamanı olmadığını hissetti. En kısa sürede bir genetik test kiti daha temin etti ve bir kar fırtınası sırasında sekiz saat araba kullanarak Tinetti'nin yaşadığı yere gitti.

Test sonuçlarının gelmesi iki buçuk hafta sürdü. Bekleyiş ikisi için de çok yıpratıcıydı. Sonuçları beklerken ikisi de işine odaklanamıyordu.

Sonunda sonuçlar geldiğinde, mesajı açan Tinetti oldu. Madison ile kız kardeştiler.

"Gerçekten. Bu inanılmaz" diyor Tinetti. "Bunca zamandır kız kardeşmişiz ve bunu bilmiyorduk."

Madison gerçeği öğrendiğinde gözyaşlarına boğuldu. Haberi babalarına verdi. Babaları büyük bir sevinç yaşadı ve mümkün olan en kısa sürede Tinetti ile tanışmak istedi. Bunun üzerine kız kardeşler birlikte Dominik Cumhuriyeti'ne gitme planları yaptı.

Oraya vardıklarında, tüm aile bir kez daha onları bekliyordu. Bu kez üzerlerinde her ikisinin de yüzlerinin bulunduğu tişörtler vardı. Babaları Tinetti'ye doğru ilerledi, ona kocaman sarıldı ve "Mi hija" - kızım - dedi.

Kız kardeşler olarak birlikte yaptıkları ilk yolculuk, sevinç, müzik ve dansla doluydu. Collado, kızlarıyla yeniden bir araya gelmenin Tanrı'nın kendisine verdiği en büyük armağan olduğunu söylüyor.

"Çok mutluyum, gerçekten mutluyum. Ne zaman beni ziyarete gelseler, kalbim sevinçle doluyor. Onları sevgi ve şefkatle karşılıyoruz, tüm ailelerin yapması gerektiği gibi" diyor.

"Bu güzel bir hikaye. Herkes böyle bir hikaye anlatma şansına sahip olmuyor."