Lübnan'ın 'Kara Çarşamba'sı: İsrail'in 10 dakikada 100 yeri vurduğu saldırıda neler yaşandı?

    • Yazan, Nawal Al-Maghafi
    • Unvan, BBC
    • Bildirdiği yer, Lübnan
  • Okuma süresi 6 dk

Beyrut'un güney banliyölerindeki Hay el Sellom mahallesi neredeyse tanınmaz halde.

Bir zamanlar yoğun nüfuslu, canlı bir topluluk olan mahallede, şimdi çökmüş beton, bükülmüş metal ve açıkta kalan tellerden oluşan bir manzara var.

Evler moloz yığınlarına dönüşmüş. Merdivenler hiçbir yere çıkmıyor. Günlük yaşamın seslerinin yerini sessizlik almış.

İran savaşı başladığından beri Beyrut'un güney bölgeleri, özellikle Hizbullah'ın hakim olduğu yerlere yönelik İsrail saldırıları yoğunlaştı.

Ancak Hay el Sellom, sakinleri 8 Nisan öğleden sonrasına kadar mahallelerinin sakin olduğunu söylüyor.

İsrail'in tahliye uyarılarına karşın mahalleliler çok az kişinin taşındığını çünkü gidecek yerleri olmadığını anlattı.

O çarşamba günü, Muhammed'in oğlu Abbas evde uyurken bina İsrail hava saldırısına uğradı.

Muhammed "Üstteki üç katın hepsi tek bir odaya çöktü. Hepsi birden üzerine düştü" diye anlattı.

Bu yerel saatle 14.15'te başlayan ve İsrail ordusuna göre sadece 10 dakika içinde Lübnan genelinde yaklaşık 100 hedefi vuran bir saldırı dalgasının parçasıydı.

Bu kısa zaman diliminde meydana gelen yıkım, savaşın herhangi bir günündekinden daha büyüktü. Açıklanan hedefler arasında Hizbullah komuta merkezleri ve askeri tesisler yer alıyordu ama kayıplar arasında birçok Lübnanlı sivil de vardı.

Lübnan yetkililerine göre, o günkü ölü sayısı 361'e, yaralı sayısı ise 1000'den fazlaya ulaştı.

'Kaybettiğim ikinci ev'

Saldırıdan sonraki haftalarda BBC, o gün neler olduğunu anlamak için etkilenen bölgelerin bazılarını ziyaret etti.

Dairesinin yıkıntıları arasında konuştuğumuz Muhammed, "Bu kaybettiğim ikinci evim" diyor:

"Son savaşta [2024'te] bir evimi kaybettim. Ve bu savaşta bir evimi daha kaybettim.

"Keşke sadece evimi kaybetmiş olsaydım ve oğlum hayatta kalsaydı. Bu tuğla yeniden inşa edilebilir ama hiçbir şey oğlumu geri getiremez."

Acılı baba, ölen herkesin binanın sakinleri olduğu konusunda ısrarcı:

"Hizbullah'tan birinin burada yaşadığına dair % 1 bile bir ihtimal olduğunu düşünseydim, kalmazdım. Oğlumun hayatını asla riske atmazdım" dedi.

Oğlunun ölümünün ardından Muhammed, Lübnan medyasına verdiği bir röportajda Hizbullah'a başsağlığı dileklerini iletti. Ve örgütten Lübnan'ı savunmasını istedi.

Bu duygu, İsrail tarafından sürekli saldırıya uğrayan bölgelerde konuştuğumuz birçok kişi tarafından da dile getiriliyor.

İran destekli, Lübnan merkezli bir milis gücü ve siyasi parti olan Hizbullah, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına misilleme olarak 2 Mart'ta İsrail'e roket fırlatmıştı. Bunu, İsrail'in güney Lübnan'ı daha geniş çaplı işgali ve Hizbullah'ın lider kadrosunu yok etme girişimleri izledi.

8 Nisan'da ise ABD ve İran arasında geçici bir ateşkes ilan edilmişti. İsrail, Lübnan'ın dahil edilmeyeceğini söylese de, insanlar temkinli bir şekilde umutluydu.

Ta ki saldırı başlayana kadar.

'Tamamen sessizlik'

Doğrulanmış görüntüleri, sosyal medya paylaşımlarını ve uydu görüntülerini analiz ederek ve bunları görgü tanığı ifadeleriyle karşılaştırarak, Hay el Sellom'a kısa süre içinde en az beş saldırının gerçekleştiğini tespit ettik.

İsrail medyası, burada öldürülen Ali Muhammed Gulam Dahini'nin üst düzey bir Hizbullah lideri olduğunu savundu.

Dahini'yi bir Hizbullah savaşçısı olarak tanımlayan bir ölüm anması posterine de rastladık.

İsrail ordusuna Dahini'nin hedef alıp alınmadığını ama bu soruya yanıt alamadık.

Hay el Sellom'da kimin veya neyin hedef alındığına dair spesifik bir bilgi de verilmedi.

Sivil kayıpların boyutu açıkça ortada. Lübnan Sağlık Bakanlığı bize bu mahallede 80'den fazla kişinin öldüğünü söyledi. Analizimiz, ölenlerin en az 15'inin çocuk olduğunu gösterdi.

Hay el Sellom'daki sıkışık binalar arasında uzanan dar yollar, olay günü ve sonrasında kurtarma çalışmalarını yavaşlattı.

Sakinler, enkaz altında kalanların yardım çağrısında bulunduğunu, mesaj gönderdiğini ve beklediğini anlatıyor.

Yakındaki bir hastaneye ilk ulaşanlardan biri Ghassan Jawad'dı. Binaları çöktüğünde uyuyordu.

'Sessizlik oldu. Tam bir sessizlik'

"Birdenbire kendimi yer altında buldum" diyor.

"Öldüğümü sandım."

İnsanların çığlıklarını hatırlıyor.

"Dua etmeye başladım çünkü bunun son olduğunu biliyordum."

Sonra, diyor, beklenmedik bir şey olduğunu anlatıyor:

"Kedim kazmaya başladı. Nefes alabileceğim küçük bir delik açtı."

Yaklaşık 10 dakika sonra, komşuları enkazı kazmaya başlarken yukarıdan sesler duydu.

"Çekiçler ve metal çubuklar getirdiler" diyor ve anlatıyor:

"Beni çıkardılar." Ama diğerleri hayatta kalmadı.

"İnsanların öldüğünü duyabiliyordum" diyor sessizce.

"Annemin yanımda dua ettiğini duydum. Sonra sesi kesildi."

"Sessizlik oldu. Tam bir sessizlik" diye anlattı.

Saldırıda annesi, iki kız kardeşi ve çocukları öldü.

Eş zamanlı saldırı

Sadece yedi kilometre uzakta, Beyrut'un merkezinde, şehrin en işlek bölgelerinden biri olan Corniche al Mazraa mahallesi de vuruldu.

Saat 14:15'te bir spor salonunda ders devam ediyordu, bir restoran yemek hazırlıyordu ve bir berber saç kesiyordu.

Ardından, önceden hiçbir uyarı yapılmadan patlamalar meydana geldi ve Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre 16 kişi hayatını kaybetti.

Bu mahalle, son savaşta ilk kez hedef alınmıştı.

Fitness eğitmeni Noha, iki bombanın bir şekerleme şirketinin deposuna isabet etmesi ve çevredeki binalara hasar veren güçlü bir patlamaya neden olması sırasında, cadde seviyesinden yedi kat yukarıda çalışıyordu.

Beyrut'un güney banliyölerinin bombalanmasını uzaktan sık sık izlediğini, saldırıların şehrin kalbine ulaşacağını hiç düşünmediğini söylüyor.

"Hiçbir uyarı yapılmadı" diyor.

"Dışarı baktım ve dünyanın simsiyah olduğunu gördüm. Her tarafı kan içinde olan insanlar gördüm. Yerde yatan insanlar gördüm."

Noha, bölgenin neden vurulduğunu sorguluyor.

"Hedef sivildi. Kesinlikle sivil bir hedef. Yaralanan bizleriz" dedi.

Hizbullah'ın hedef aldığına dair kanıt aradık ve bulamadık. Ayrıca İsrail ordusuna da sorduk ama yanıt alamadık.

Kızkardeşleri öldürüldü

Spor salonunun bir buçuk kilometre yarıçapı içinde meydana gelen en az dört başka saldırı daha tespit ettik.

Ülke genelinde, aynı 10 dakikalık zaman dilimi içinde benzer sahneler yaşanıyordu. Kuzeydeki Hermel'den, Bekaa vadisi boyunca güneydeki köylere kadar, saldırılar neredeyse eş zamanlı geldi.

Güneydeki Sayda şehri de uyarı yapılmadan vurulanlar arasındaydı ve bombalar Hizbullah bağlantılı El Zahraa dini kompleksini yerle bir etti.

İsrail sınırına yakın evlerinden kaçmak zorunda kalan bir ailenin genç kadınları 27 yaşındaki Rahma ve 22 yaşındaki Rayan, saldırı gerçekleştiğinde camiyi ziyaret ediyorlardı.

"Namaz kılmaya gideceklerini söylediler" diyor anneleri Kawkab.

"Yarım saat sonra kompleks vuruldu." İki genç kadın da öldü.

Kawkab "Buraya güvenlik için gelmiştik" diyor.

El Zahraa'da bir din adamı olan Şeyh Sadiq Naboulsi de saldırıda öldürüldü.

Resmi bir görevde bulunmasa da Hizbullah ile derin ideolojik ve ailevi bağları vardı.

Burada öldürülen bir diğer kişi Muhammed Ma'ani irtibat ve koordinasyon biriminde üst düzey bir Hizbullah yetkilisiydi. İsrail ordusu bu iki ismin hedef alınıp alınmadığını doğrulamadı.

Burada öldürüldüğü bildirilen diğer dokuz kişiden yedisinin kimliği de tespit edildi. Mevcut tüm kanıtlar, bunların sivil olduğunu gösteriyor.

İsrail ordusu o gün 250 Hizbullah militanını hedef aldığını söylüyor ama isimlerin tam listesini vermedi. Lübnan Sağlık Bakanlığı ise bunu reddetti, öldürülenlerin büyük çoğunluğunun sivil olduğunu belirtti.

İsrail ordusu sivilleri korumak için hangi adımların atıldığı sorulduğunda, "olaya karışmayan kişilere zarar gelmesini önlemek için kapsamlı çaba harcandığı" yanıtını verdi.

Ordu sözcülüğü ayrıca hedef alınan yerlerin çoğunun "sivil nüfusun ortasında" olduğunu ve Hizbullah'ın faaliyetlerini güvence altına almak için Lübnanlı sivillerin insan kalkanı olarak kullanıldığını" savundu.

Hizbullah ise bunu reddederek, İsrail'in sivilleri bir baskı taktiği olarak hedef aldığını belirtti.

İngiltere, ABD ve bazı Körfez Arap ülkeleri tarafından "terör örgütü" ilan edilen grup, savaş istemediğini ve kendini savunma amacıyla hareket ettiğini de ekledi.

8 Nisan'da İsrail, 10 dakika içinde 100 hedefi vurduğunu ve bunun Lübnan'ın son on yıllardaki en ölümcül günlerinden biri olduğunu söyledi.

İsrail bu saldırıya "Ebedi Karanlık" adını verdi. O günleri yaşayan Lübnan halkı için ise o gün Kara Çarşamba olarak anılıyor.

Habere katkıda bulunanlar Jasmin Dyer ve Jake Tacchi.