You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Kadıköy'deki cami projesi hakkında neler biliniyor, karşı çıkanlar ve destekleyenler ne diyor?
- Yazan, Hilken Doğaç Boran
- Unvan, BBC News Türkçe
- Bildirdiği yer, İstanbul
- Okuma süresi 7 dk
İstanbul'un en yoğun semtlerinden Kadıköy'de yağmurlu bir Cumartesi günü.
İskele Meydanı'nda onlarca Kadıköylü toplanmış.
Kadıköy Rıhtımı'nın ucunda bulunan ve açık otopark olarak kullanılan dolgu alanda yapılması planlanan dev cami projesine karşı bir araya gelmişler.
"Kadıköy halkı" adı altında toplanma çağrısı yapan eylemciler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) bağlı İSPARK tarafından 2008'den beri otopark olarak işletilen ve 17 Mart'ta valilik kararıyla kapatılan bu noktaya cami yapılmasına itiraz ediyor.
BBC Türkçe'ye konuşan yerel yöneticiler, meslek odaları temsilcileri ve belediye meclis üyeleri, dolgu alanda "kanuna, bilime ve mevzuata aykırı şekilde" inşaat yapılmasına karşı olduklarını söylüyor.
Projeyi savunanlar ise Kadıköy'de ibadet yeri ihtiyacını vurguluyor, yapılacak inşaatın çevreye zarar vermeyeceğini ve hukuka uygun olduğunu belirtiyor.
'O bölgede yapılacak her türlü inşaata karşıyız'
Daha önce imar planlarında "teknik altyapı alanı" olarak geçen dolgu alan yıllardır fiilen otopark olarak kullanılıyor. Bu alana cami projesi ise 2015'ten beri gündemde.
Diyanet İşleri Başkanlığı İl Müftülüğü'nün talebiyle gündeme gelen proje, 2017'de Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı.
Bunun üzerine Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) yönetimindeki Kadıköy Belediyesi, karara itiraz ederek o dönem Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'na dava açtı.
Aradan geçen sürede dosyaya Diyanet İşleri Başkanlığı ve Mimarlar Odası da dahil oldu.
Davaya bakan ilk mahkeme, Nisan 2025'te proje için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bunun ardından üst mahkeme Aralık 2025'te bu kararı iptal ederek projenin önünü açtı.
Davacı Kadıköy Belediyesi ve Mimarlar Odası, 20 Ocak'ta aleyhlerinde verilen karar ile ilgili Danıştay'a temyiz başvurusunda bulundu.
Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, temyiz başvuruları ile ilgili olarak "Kadıköy'ün kıyılarının, meydanlarının yapılaşmaya açılmaması için gereken tüm adımları atmaya devam edeceğiz" dedi.
Kültür ve Çevre bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı, BBC Türkçe'nin projeyle ilgili sorularını yanıtlamadı.
Hukuki süreç devam ederken dolgu alanın resmi durumu hakkında bazı değişiklikler oldu.
Koruma Kurulu, 10 Şubat'ta aldığı karar ile neredeyse 30 bin metrekarelik alanın parselleştirilmesi ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na devrinde "sakınca olmadığına" karar verdi.
Mimarlar Odası, kurulun kararı hakkında ayrı bir dava açtı.
Proje için Şubat'ta kurulanKadıköy Rıhtım Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği ile Kadıköy İl Müftlüğü arasında 9 Nisan'da bir iş birliği protokolü imzalandı.
Dernek Sekreteri İsrafil Kömürcü, 10 Nisan'da Sabah gazetesine verdiği demeçte "En ileri teknolojiyle 100 yıllarca yaşayacak bir eser ortaya konulması için gerekli altyapı çalışmaları ve teknik çalışmalar yapılıyor. Bitiminde temel atmaya geçeceğiz" dedi.
Haberde caminin projelendirilmesinin neredeyse tamamlandığı, Mayıs'ta temel atılmasının planlandığı ve inşaatın üç yıl içinde bitirilmesinin hedeflendiği belirtildi.
Dernek, BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlamadı.
'Sadece cami değil, bir inşaat projesi'
CHP'nin Kadıköy ve İBB Belediye Meclis Üyesi Barış Antik, tartışmanın "Kadıköy'de cami ihtiyacı" üzerinden ilerlemesini eleştiriyor.
Barış Antik, dolgu alan inşaatını, Kadıköy ve İstanbul'da kamu alanlarının özelleştirildiği bir "kent suçları haritasının" parçası olarak tarif ediyor:
"En temelde bunu bir cami projesi olarak ele almamak lazım. Bu bir inşaat projesidir. Betondan, demirden oluşan bir inşaat projesidir.
"Biz bunu sadece bir cami, bir ibadethane inşaatı olarak görmüyoruz. Biz o dolgu alanda yapılacak her türlü inşaata karşıyız."
BBC Türkçe'ye konuşan Antik, hükümetin "İbadethane yapılarını siyasal sembol olarak kullanmasına karşı çıktıklarını" söylüyor ve "Kadıköy Rıhtımı'nın siyasi bir sembol olarak bir camiye ihtiyacı yok" diyor.
Antik, dolgu alanın imara açılması yönündeki adımları "yangından mal kaçırmak" olarak nitelendiriyor ve hukuki süreç bitmeden inşaatın başlamaması gerektiğini savunuyor.
'İbadethanelere ideolojik bakmamız söz konusu değil'
Proje ile ilgili tartışmalı noktaları Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Kadıköy İlçe Başkanı Orhan Kahya ile konuşuyoruz.
Ailesiyle birlikte 52 yıldır Kadıköy'de yaşadığını anlatan Kahya, 1980'lerden bu yana İstanbul'un ve Kadıköy'ün nüfusu katlanırken semtteki camilerin sayı ya da kapasitesinde kayda değer değişiklik olmadığını söylüyor.
"Biz bu olaya çok siyasi olarak bakmıyoruz" diyen Kahya, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Bizi de bu işin sahibi olarak lanse ediyorlar. Bu işin sahibi olmaktan gocunmayız elhamdülillah. Ama işin bir gerçek boyutu var. Bir ihtiyaç olup olmadığı kararını müftülükler verir, Diyanet İşleri Başkanlığı verir."
BBC Türkçe'ye konuşan Kahya, "Benim bildiğim vatandaşın en az 15 yılı aşkın süredir böyle bir talebi var. Vatandaşımızın böyle bir talebi varsa biz de bunu gündeme getirmekle ve vatandaşımızın yanında durmakla mükellefiz" diyor.
Kahya'ya cami inşaatının hükümet tarafından yapılan ideolojik bir proje olarak görüldüğü yönündeki eleştirilerini soruyoruz.
AKP Kadıköy İlçe Başkanı Orhan Kahya, "Bizim ibadethanelere ideolojik olarak bakmamız söz konusu değil" diyor ve semtte diğer inançlara ait de çok sayıda ibadethane olduğunu vurguluyor.
Orhan Kahya, dolgu alanın kamusal alan niteliğini koruyup korumayacağına dair endişeler hakkındaysa "Bütün diğer örneklerde olduğu gibi burası da halka açık olacaktır" diyor.
Kahya, projenin semtte tartışmalara yol açmasıyla ilgili olaraksa şunları söylüyor
"Biz Kadıköy'ün güzelliklerini kardeş hukuku içerisinde, herkesle ortak paydaşta hep beraber yaşamak isteriz."
'Haydarpaşa'dan yüksek olacak'
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Aynur Savaş Uluğtuğ, dolgu alanın "ağır önlem gerektiren alan" sınıfında olduğunu ve buranın kamuya açık şekilde projelendirilmesi gerektiğini söylüyor.
BBC Türkçe'ye konuşan Uluğtuğ, "Camiyi veya oraya yapacağınız herhangi bir yapıyı başka bir yerde bulabilirsiniz. Ama o rıhtımın dokusunun bir ikincisi yok" diyor ve ekliyor:
"Dünyanın her yerinde derneklerin, dayanışmaların, halkın, meslek odalarının, bilim insanlarının görüşleri alınıyor ondan sonra bir karar üretiliyor. Burada bütün bu süreçler işletilmeden alınan kararın kamu yararına olduğunu düşünemeyiz."
2022'de mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda projenin planlandığı bölgede, 500 metre yürüme mesafesi içinde dört cami olduğu vurgulanıyor.
Kadıköy Müftülüğü'ne göre projenin içinde bulunduğu Caferağa ve komşu Osmanağa mahallelerinde yedi cami var.
Bilirkişi raporunda, yapılması planlanan caminin kıyı şeridindeki en yüksek yapı olan Haydarpaşa Garı'ndan da yüksek olacağı, caminin ilgili mevzuata uygun projelendirilmediği ve yanına yapılması planlanan yeraltı otoparkının da "ulaşım planlama ilkelerine ayrı" olduğu belirtiliyor.
Buna karşın, 15 Aralık 2025'te davalılar lehinde verilen hükümde hakimin bilirkişi raporuna göre karar vermek zorunda olmadığı ve projenin risk teşkil ettiğine dair "somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı" vurgulanıyor.
'Temiz hava ve ağaç gölgesi istiyoruz'
BBC Türkçe'ye konuşan Caferağa Mahallesi Muhtarı ve mimar Hanife Dağıstanlı projenin Kadıköy halkına danışmadan yapılmasının mahallelide tepkiye yol açtığını anlatıyor.
Dağıstanlı, "Biz yaşıyoruz burada. Bizim ne ihtiyacımız var? Bizim problemimiz ne? Bu hiç kimsenin umrunda değil" diyor ve ekliyor:
"Buna çok tepkili insanlar. Çok büyük bir hayal kırıklığı var. Daha çok insan gelecek, daha çok araba gelecek. Problemlerimiz artacak."
Dağıstanlı, projenin Kadıköy için riskli olduğunu savunuyor:
"İstanbul risklerini hâlâ azaltamamış bir şehir ve bizim tsunami riskimiz var. Ayrıca 1999 depreminden biliyoruz, yaşı yetenler de hatırlıyor. Dolgu alan ekstra risk teşkil ediyor ve biz onun üzerine yapı yapıyoruz."
Muhtar Dağıstanlı, "Burası İstanbul Boğazı'nın girişi, aslında bütün İstanbul'u ilgilendiren bir mesele bu" diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Kent merkezinde imar faaliyeti ya da imar rantı yaratacak yer bitti. Öyle olunca konu dolgu alanlara geldi.
"Dolgu alanların kara gibi imar faaliyeti alanına dönüşmesine karşıyız."
Dağıstanlı ayrıca projeyi "dini sembollerin siyasete alet olması" olarak değerlendiriyor, "İnançlı bir insan için de çok kalp kırıcı bir şeydir diye düşünüyorum" diyor.
28 Mart'ta projeye karşı düzenlenen eyleme katılanların da benzer kaygıları var.
Eylemi organize eden komitede görev alan Füsun Taş, "Temiz hava ve ağaç gölgesi istiyoruz. Her yerde şantiyeye çevrilmiş bir Kadıköy söz konusu"; Don Kişot Bisiklet Kolektifi'nden Meriç, "Kamusal alanı, kıyıların sürekliliğini, kamuya ait olmasını, yeşil alan olmasını önemsediğimiz için geldik" diyor.
Şebnem isimli katılımcı ise dolgu alanda yalnızca cami projesine değil, buranın bugüne kadar otopark olarak kullanılmasına da itiraz ettiklerini söylüyor.
'Bu proje ihtiyaçlara cevap veren bir eser olacak'
Kökeni Milli Selamet Partisi'ne (MSP) ve Milli Görüş hareketine dayanan Selamet Akıncıları Derneği, 28 Mart'ta projeye karşı düzenlenen eylemin ardından aynı noktada 1 Nisan'da basın açıklaması yaptı.
Açıklamada, "Bu proje, Kadıköy'ün dokusuna zarar veren değil; aksine onu tamamlayan, nefes aldıran ve ihtiyaçlara cevap veren bir eser olacaktır" denildi.
50 yıldır Kadıköy'de yaşadığını söyleyen ve basın açıklamasına destek veren Sabri Çolak da özellikle Cuma günleri mevcut camilerin cemaate yetersiz kaldığını ve semtte büyük bir camiye ihtiyaç olduğunu söyledi.
Kadıköy Belediyesi ve Mimarlar Odası'nın temyiz başvurusu mevcut hukuki sürecin son aşaması olacak.
Proje lehinde verilen karar üst mahkeme tarafından onanırsa davacılar buna itiraz edemeyecek. Mimarlar Odası tarafından açılan yeni davanın projeyi nasıl etkileyeceği ise henüz belli değil.
Kadıköy'deki dolgu alanın imara açılmasına karşı çıkanlar, dava nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın projeye itiraz etmeyi sürdüreceklerini söylüyor.
*Esra Yalçınalp bu habere katkıda bulundu.