'Dokuzuncu Gezegen'in gizemini çözmeye yaklaştık mı?

Kaynak, Caltech/R Hurt (IPAC)
- Yazan, Fernando Duarte
- Unvan, BBC Dünya Servisi
- Okuma süresi 7 dk
Plüton'un 2006'da gezegen statüsünü kaybetmesinden bu yana, bize artık sekiz gezegenlik bir mahallede yaşadığımız söylendi.
Ancak bazı bilim insanları gizemli bir dokuzuncu üyenin varlığına gerçekten inanıyor ve son derece güçlü yeni bir teleskop sayesinde onu bulmanın eşiğinde olabiliriz.
Şili'nin kuzeyinde bir dağın tepesine kurulmuş olan Vera Rubin Gözlemevi, evreni görme biçimimizi kökten değiştirmeyi amaçlayan görevine Haziran 2025'te başladı. Işık tutmayı umduğu konulardan biri de kendi arka bahçemizin yapısı.
Dokuzuncu gezegenin varlığı, 2016'dan bu yana bilim insanları arasında büyük ilgi ve aynı zamanda anlaşmazlık konusu oldu.
O yıl, ABD'deki California Teknoloji Enstitüsü'ndne (California Institute of Technology) gökbilimciler Konstantin Batygin ve Michael Brown, Güneş Sistemi'nin dış kesimlerinde Dünya'nın yaklaşık 10 katı kütleye sahip bir gezegenin bulunduğunu savunan bir makale yayımladı.

Buradaki gökbilimcilere göre, Neptün'ün ötesinde Kuiper Kuşağı olarak bilinen bölgede yer almakla birlikte yine Güneş'in etrafında dönen buz yoğun bu altı gökcisminin hareketleri ancak büyük kütleli bir gökcisminin yakındaki varlığı açıklanabilirdi.
Trans-Neptünyen cismin (TNO) davranışlarını yalnızca büyük kütleli bir gökcisminin varlığı açıklayabilirdi.
Bu uzak TNO'ların yani Neptün ötesi cisimlerin pek de olağan olmayan eğik ve uzamış yörüngeleri, daha büyük bir komşusunun kütleçekim etkisi altında olabileceklerini düşündürüyordu.
BBC'ye konuşan Profesör Brown, "Dokuzuncu Gezegen yoksa, birçok tuhaf olay için artık hiçbir açıklamamız kalmıyor" diyor.
Astronomi dünyasındaki gelişmeleri yakından takip etmiyorsanız, buradaki ironiyi kaçırabilirsiniz: Gizemli yeni bir gezegenin en güçlü savunucusu olan Brown, yirmi yıl önce önce öne sürülen bir dokuzuncu gezegenin gözden düşürülmesinde kilit rol oynayan aynı gökbilimci.
1930'daki keşfinden bu yana Plüton, Güneş Sistemi'nin en küçük ve en uzak gezegeni olarak yer almıştı.

Kaynak, NASA
Ancak 2005'te Brown ve iki meslektaşı, Neptün'ün ötesinde Güneş'in etrafında dönen, Plüton büyüklüğünde bir cisim olan Eris'i buldu.
Eris'in keşfi, Uluslararası Astronomi Birliği'nin (IAU) ertesi yıl gezegen tanımını değiştirme ve Plüton'u aileden çıkararak Eris ile birlikte bir cüce gezegen olarak sınıflandırma kararını güçlü biçimde etkiledi.
Tuhaf, sönük ve uzak
Başka bir dokuzuncu gezegen fikrinin önündeki büyük bir sorun da, bugüne kadar kimsenin doğrulanmış bir gözlem yapmamış olması... En azından resmî olarak.
Batygin ve Brown, iddialarını bilgisayar modellerine dayanarak ortaya koyuyor.
Bunun bir nedeni, Dokuzuncu Gezegen'in, eğer varsa, bize gerçekten çok uzak olması.
Caltech'ten gökbilimciler, varsayımsal bu gezegenin Güneş'ten ortalama olarak, Neptün'dense yaklaşık 20 kat daha uzakta olduğunu tahmin ediyor. Bu da Güneş'in etrafında bir tur atmasının 20.000 Dünya yılına kadar sürebileceği anlamına geliyor.
Güneş'ten bu kadar uzakta olan bir şey çok az ışık yansıtır; bu da onu son derece sönük hale getirir.
İşleri daha da karmaşıklaştıran unsur ise, Dokuzuncu Gezegen'in yörüngesinin oldukça tuhaf olacağının öngörülmesiydi. Sekiz gezegen Güneş'in etrafında neredeyse dairesel ve düz bir düzlemde dönerken, dokuzuncu üyenin hareketi oldukça eliptik ve eğik olacaktı.

Ancak bu gezegeni görme ihtimali değişmek üzere olabilir.
James Webb Uzay Teleskobu gibi güçlü ama daha eski teleskoplar derin uzaydaki belirli hedeflere odaklanacak şekilde tasarlanmışken, Vera Rubin Gözlemevi tüm güney yarımkürenin gökyüzünü her birkaç gecede bir tarıyor.
Şimdiye kadar yapılmış en büyük dijital kamera gibi ekipmanlarla donatılmış olan gözlemevinin, 10 yıllık görevi boyunca 40.000'den fazla yeni TNO da dâhil olmak üzere milyarlarca kozmik nesneyi kataloglaması bekleniyor.
"Rubin, uzayda şimdiye kadar görebildiğimizden daha sönük ve daha uzak çok sayıda nesneyi bulabilir" diyor gözlemevindeki gökbilimci Dr. Sarah Greenstreet.
"Eğer Dokuzuncu Gezegen, varsayılan boyutunda ve konumunda, gerçekten varsa… Rubin Gözlemevi onu bulacaktır" diye ekliyor.
Yeniden Neptün mü?
Brown da Rubin Gözlemevi'nin "ya Dokuzuncu Gezegen'i doğrudan bulacağına ya da onun var olup olmadığına dair oldukça çürütülemez kanıtlar ortaya koyacağına" inanıyor.
Bilim insanı, eğer bu gezegen gerçekten varsa, bir ya da iki yıl içinde saptanabileceğini düşünüyor ki bu da son derece tarihî bir dönüm noktasına işaret eder.
"Dokuzuncu Gezegen, Güneş Sistemi'ndeki beşinci en büyük gezegeni ve 180 yıl sonra keşfedilen ilk gezegen olur" diyor.
Gökbilimci burada, 1846'da Neptün'ün resmî keşfine atıfta bulunuyor.

Kaynak, Corbis via Getty Images
Neptün'ün varlığı, gökbilimcilerin komşusu Uranüs'ün yörüngesindeki düzensizlikleri fark etmesinin ardından öngörülmüştü. Alman gökbilimci Johann Gottfried Galle daha sonra bu hesaplamaları Neptün'ü gökyüzünde tam olarak belirlemek için kullandı.
Ancak daha sonra, Neptün'ün aslında 1612 gibi erken bir tarihte Galileo Galilei tarafından gözlemlendiği, fakat yıldızlara göre hareketinin dönemin teleskopları için fazla yavaş ve belirsiz olması nedeniyle gezegen olarak tanımlanmadığı ortaya çıktı.
Aynı şey Dokuzuncu Gezegen için de olabilir mi?
Yale Üniversitesi'nde gezegensel astrofizik uzmanı olan Yardımcı Doçent Malena Rice, bunun pekâlâ mümkün olabileceğini düşünüyor.
"Dokuzuncu Gezegen'in verilerimizin içinde zaten olmadığı fikri hiç de inandırıcı değil. Sadece dikkatle bakmamız gerekiyor" diyor.
Başka sistemlerde var
Geçen yılın Nisan ayında, Tayvan, Japonya ve Avustralya'dan bir grup bilim insanı tam olarak bunu yapmış olabilir.
1983 ve 2006 yıllarında fırlatılan iki kızılötesi uzay teleskobunun gökyüzü taramalarını analiz ettiler ve 23 yıl boyunca hareket eden bilinmeyen bir gezegeni temsil edebilecek, birbiriyle eşleşen iki soluk nokta buldular.
Bu bulgular bazı gökbilimciler tarafından şüpheyle karşılandı. Araştırma ekibinin kendisi bile temkinli.
"Taslağımızın Dokuzuncu Gezegen'in keşfi olduğunu söylemek için oldukça erken," diye kabul ediyor Tayvan'daki National Tsing Hua Üniversitesi'nden başyazar Terry Phan.
Bunun yerine, bunu "potansiyel bir Dokuzuncu Gezegen adayı" keşfi olarak tanımlıyor.

Kaynak, Anadolu via Getty Images
Ancak şurası var ki: Dokuzuncu Gezegen'in varlığı, Rice gibi gökbilimciler için bir sürpriz olmayacaktır.
Varsayımsal gezegenin Dünya'dan büyük ama Neptün'den küçük olması bekleniyor ve Rice bunun diğer sistemlerdeki en yaygın gezegen boyutu olduğunu söylüyor.
"Bu tür gezegenleri, diğer yıldızların yaklaşık yarısının etrafında görüyoruz ve Güneş Sistemi'nin içinde hiç yok" diyor.
Eğer gezegen değilse, orada ne var?
Ancak Dokuzuncu Gezegen hipotezine karşı çıkanlar, Batygin ve Brown'un analizindeki gözlemsel hatalardan, gizemli bir gezegenle ilgili geçmiş deneyimimize kadar uzanan argümanlar sıralıyor: 20. yüzyılın başlarında Uranüs'ü etkileyen teorik bir Gezegen X önerilmiş, ancak daha sonra çürütülmüştü.
Şüpheciliği besleyen bir diğer argüman ise, 2023'te keşfedilen ve yörüngesi Batygin ve Brown'un başlangıçta analiz ettiği altı TNO ile örtüşmeyen bir trans‑Neptünyen astronomik cisim olan Ammonite.

Kaynak, Nasa, Esa and M Brown (Caltech)
Almanya'daki Forschungszentrum Jülich araştırma enstitüsünden bir astrofizikçi ekibinin sunduğu rakip bir teori de bulunuyor.
2025'te, milyarlarca yıl önce büyük kütleli bir yıldızın yakın geçişinin, TNO'ların yörüngelerini değiştiren bir kütleçekim kaosu yaratmış olabileceğini öne süren bilgisayar simülasyonları yaptılar.
Bu çalışmada yer alan Profesör Susanne Pfalzner, "Dokuzuncu Gezegen kesinlikle var olamaz demiyorum" diyor ve devam ediyor:
"Ama olasılık düşük."
Greenstreet, bu ilave gezegen için kanıtların "son yıllarda zayıflamakta olduğunu" söylüyor.
Ancak Rubin'in görüntülerinin Dokuzuncu Gezegen'i ortaya çıkarmasa bile, onun yerine sebep olabileceği keşifler konusunda iyimser.
"Güneş Sistemi'nin dış kısmında hâlâ büyük ölçüde keşfedilmemiş devasa bir bölge var. Orada başka nelerin saklanıyor olabileceğini kim bilebilir" diyor:
"Yanıtladığımız her soruyla birlikte, sormamız gereken yeni sorular her zaman ortaya çıkıyor."











